Kleopatra Plajı: Alanya’da Denize Girmekten Çok Daha Fazlası
Alanya’ya daha önce geldiyseniz Kleopatra Plajı’nı mutlaka duymuşsunuzdur. Hatta büyük ihtimalle görmüşsünüzdür. Ama bence bu plajı gerçekten tanımak için sadece birkaç saat güneşlenmek yetmiyor.
Çünkü Kleopatra Plajı, Alanya’da denize girilen herhangi bir sahil değil. Sabah başka, öğleden sonra başka, gün batımında ise bambaşka bir atmosfere bürünüyor.
Benim için Alanya’da en güzel şeylerden biri de tam olarak bu. Şehrin içinde olup aynı anda şehirden uzaklaşabilmek.
Sabahları başka güzel
Kleopatra Plajı’na sabah erken saatlerde gittiğinizde Alanya’nın en güzel hallerinden biriyle karşılaşıyorsunuz.
Ortalık henüz kalabalık değil. Deniz daha sakin. Sahilde yürüyen birkaç insan, koşanlar, bisiklete binenler…
Ve o saatlerde plajın gerçek karakterini daha iyi hissediyorsunuz.
Kumlara basıp denize doğru yürürken bir tarafta Akdeniz, diğer tarafta Alanya’nın hareketli şehir hayatı var. Birkaç dakika önce caddelerin arasındayken şimdi ayaklarınız denizde.
İşte Kleopatra Plajı’nı benim gözümde özel yapan şeylerden biri bu.
Peki neden adı Kleopatra?
Plajın adıyla ilgili anlatılan en bilinen hikâyeye göre Mısır Kraliçesi Kleopatra’nın Alanya’da denize girdiği ve bu nedenle plajın onun adıyla anıldığı söyleniyor.
Hikâyenin ne kadarının gerçek olduğunu tartışabiliriz.
Ama bazen bir yerin hikâyesi, gerçekliğinden daha fazla şey anlatıyor.
Kleopatra Plajı ismi de yıllardır Alanya ile o kadar özdeşleşmiş durumda ki bugün bu sahili düşündüğünüzde akla doğrudan Alanya geliyor.
Denizi neden bu kadar seviliyor?
Kleopatra Plajı’nın en sevdiğim taraflarından biri, denizin renginin gün boyunca değişmesi.
Güneş yükseldikçe suyun rengi de değişiyor. Sabah saatlerinde daha sakin ve yumuşak görünen deniz, öğle saatlerinde çok daha canlı bir maviye dönüşüyor.
Üstelik denizin hemen arkasında yükselen Alanya Kalesi manzarası da cabası.
Denize girerken kaleyi görmek biraz garip bir his aslında. Bir yanda Akdeniz’in sonsuzluğu, diğer yanda yüzlerce yıllık bir tarih.
Böyle bir manzara her sahilde karşınıza çıkmıyor.
Kleopatra Plajı’nda sadece yüzmeyin
Bence buraya geldiğinizde yapılabilecek en güzel şeylerden biri sahilde uzun bir yürüyüş yapmak.
Özellikle sabah veya akşam saatlerinde.
Kulaklığınızı takıp hiçbir yere yetişmeden yürümek…
Bazen tatilde yapılacak en iyi aktivite gerçekten hiçbir şey yapmamak oluyor.
Dilerseniz sahil boyunca kafelerde oturabilir, bir kahve içebilir veya denize karşı uzun uzun vakit geçirebilirsiniz.
Günün ilerleyen saatlerinde ise plajın atmosferi değişiyor. İnsanlar çoğalıyor, müzik sesleri yükseliyor, sahil daha hareketli bir hale geliyor.
Yani Kleopatra Plajı’nın tek bir zamanı yok.
Gün batımını bekleyin
Eğer bana “Kleopatra Plajı’na ne zaman gitmeliyim?” diye sorarsanız, cevabım kesinlikle gün batımından önce olur.
Çünkü güneş batmaya başladığında Alanya başka bir renge bürünüyor.
Denizin üzerindeki ışık azalırken gökyüzü turuncu ve pembe tonlarına geçiyor. Alanya Kalesi’nin silueti belirginleşiyor.
İşte o anda plajdaki kalabalık bile biraz daha sessizmiş gibi geliyor.
Bir süre oturup sadece manzarayı izlemek istiyorsunuz.
Fotoğraf çekmek için telefonu elinize alıyorsunuz ama birkaç dakika sonra telefonu tekrar cebinize koyuyorsunuz.
Çünkü bazı manzaralar gerçekten ekranda değil, gözünüzün önünde güzel.
Kleopatra Plajı çevresinde ne yapılır?
Kleopatra Plajı’nın güzel taraflarından biri de konumunun çok merkezi olması.
Denizden çıktıktan sonra Alanya’nın merkezine, restoranlara, kafelere ve alışveriş noktalarına ulaşmak oldukça kolay.
Bir gününüzü sadece plajda geçirmek zorunda değilsiniz.
Sabah deniz…
Öğlen güzel bir yemek…
Akşamüstü Alanya Kalesi…
Gün batımında tekrar sahil…
Akşam ise şehirde biraz dolaşmak.
Bence Alanya’yı deneyimlemenin en güzel yollarından biri böyle plansız ama dolu dolu bir gün geçirmek.
Kleopatra Plajı’na giderken ne bilmeli?
Kleopatra Plajı oldukça popüler olduğu için özellikle yaz aylarında kalabalık olabiliyor.
Daha sakin bir deneyim istiyorsanız sabah saatlerini tercih etmenizi öneririm.
Yanınıza mutlaka güneş kremi, şapka ve su alın. Akdeniz güneşi özellikle öğle saatlerinde düşündüğünüzden çok daha güçlü olabiliyor.
Bir de en önemlisi, denize girmek için acele etmeyin.
Önce biraz yürüyün.
Etrafınıza bakın.
Kaleye doğru dönüp manzarayı izleyin.
Sonra denize girin.
Çünkü Kleopatra Plajı’nın güzelliği yalnızca suyunda değil, bütün atmosferinde.
Son bir not
Alanya’ya ilk kez geliyorsanız Kleopatra Plajı’nı mutlaka listenize ekleyin.
Ama buraya sadece “denize girmek” için gelmeyin.
Sabahını görün.
Sahilde yürüyün.
Bir kahve için.
Denize girin.
Biraz kalabalığın içinde kaybolun.
Sonra gün batımını bekleyin.
Ve güneş Alanya Kalesi’nin arkasında kaybolurken bir süre hiçbir şey yapmadan oturun.
Belki o zaman Kleopatra Plajı’nın neden yıllardır Alanya’nın en özel yerlerinden biri olduğunu gerçekten anlarsınız.
Çünkü bazı yerler sadece gezilecek yerler değildir.
Bazı yerler, bir süreliğine kendinizi başka bir yerde hissetmenizi sağlar.
Kleopatra Plajı da benim için tam olarak böyle bir yer.



